AŞK BİTTİ.
Bir aşk nasıl biterse
Öyle bitti bu aşk da
Uzun bir hastalık gibi
Aralıksız dinlediğim
Alaturka bir fasıl gibi
Gökyüzüne bakmayı,
Dostlara mektup yazmayı,
Çiçekleri sulamayı
Unutmuşluğum gibi bitti.
Bir aşk nasıl biterse,
Öyle bitti bu aşk da.
Yürümeyi yeniden öğrenen
Felçli bir çocuk gibi
Sokağa çıkmalıyım şimdi
Ve çoktandır
İhmal ettiğim dostlara
Yeni bir adres bırakmalıyım.
Pencereleri açmalı,
Kitapları düzenlemeliyim
Belki, bir yağmur yağar
Akşama doğru
Yarıda bıraktığım
Şiirleri tamamlarım.
"Aşk da bitti" diyordu ya bir şair,
AŞK BİTTİ İŞTE.
TAM DA ÖYLE
9 Aralık 2007 Pazar
süper msn nicklier
Önce evlendigimizde hayatin daha iyi olacagina
inandiririz kendimizi.
Evlendikten sonra, bir çocugumuz dogduktan, hatta
ardindan bir tane daha olduktan sonra hayatin daha iyi olacagina
inandiririz kendimizi.
Sonra çocuklar yeterince büyük olmadiklari için kizar, onlar
büyüyünce daha mutlu olacagimiza inaniriz.
Bundan sonra ergenlik dönemlerinde çocuklarla ugrasmamiz
gerektigi için öfkeleniriz.
Kendimize, çocuklarimiz bu dönemden çikinca daha mutlu
olacagimizi,yeni bir araba alinca, güzel bir tatile çikinca,
emekli olunca, yasantimizin dört dörtlük olacagini söyleriz.
Gerçek ise su andan daha iyi bir zaman olmadigidir.
Eger simdi degil ise ne zaman?
Hayatiniz her zaman mücadelerle dolu olacaktir.
En iyisi bunu kabul edip, her ne olursa olsun mutlu olmaya karar
vermektir.
En sevdigim sözlerden biri Alfred D Souza'ya aittir.
Der ki;
" Uzun zamandan beridir hayatin -gerçek hayatin- baslamak üzere
oldugu .
izlenimine kapilmistim. Fakat her zaman yolumun üzerinde bir
engel,öncelikle erisilmesi
gereken birsey, bitmemis bir is, hizmet edilecek zaman,ödenecek
bir borç oldu. Sonra hayat baslayacakti. Sonunda anladim ki bu engeller benim
hayatimdi. Bu görüs açisi, mutluluga giden bir yol olmadigini gösterdi.
Mutluluk yoldur. Öyleyse sahip oldugunuz her anin kiymetini bilin ve mutlulugu,
vaktinizi harcayacak kadar özel biriyle paylastiginiz için ona daha fazla
deger verin. Unutmayin, zaman hiç kimse için beklemez.
Öyleyse ,
okulu bitirene kadar,
100 milyar kazanana kadar,
Çocuklariniz olana kadar,
çocuklariniz evden ayrilana kadar,
Ise baslayana kadar,
Evlenene kadar,
Cuma gecesine kadar,
Pazar sabahina kadar,
Yeni bir araba,
ya da ev alana kadar,
Borçlari ödeyene kadar,
Ilkbahara kadar,
Yaza kadar,
Sonbahara kadar,
kisa kadar,
maas gününe kadar,
sarkiniz söylenene kadar,
emekli olana kadar.
ölene kadar....
MUTLU OLMAK IÇIN IÇINDE BULUNDUGUNUZ 'AN ' DAN DAHA IYI BIR
ZAMAN OLDUGUNA KARAR VERMEK IÇIN BEKLEMEKTEN VAZGEÇIN.
MUTLULUK BIR VARIS DEGIL, BIR YOLCULUKTUR. PEK ÇOKLARI MUTLULUGU
INSANDAN DAHA YÜKSEKTE ARARLAR BAZILARI DA DAHA ALÇAKTA.
OYSA MUTLULUK INSANIN BOYU HIZASINDADIR
Unutmayin " YARIN KIMSEYE VAAD EDILMEMISTIR"
SEVGIYLE KALIN.
inandiririz kendimizi.
Evlendikten sonra, bir çocugumuz dogduktan, hatta
ardindan bir tane daha olduktan sonra hayatin daha iyi olacagina
inandiririz kendimizi.
Sonra çocuklar yeterince büyük olmadiklari için kizar, onlar
büyüyünce daha mutlu olacagimiza inaniriz.
Bundan sonra ergenlik dönemlerinde çocuklarla ugrasmamiz
gerektigi için öfkeleniriz.
Kendimize, çocuklarimiz bu dönemden çikinca daha mutlu
olacagimizi,yeni bir araba alinca, güzel bir tatile çikinca,
emekli olunca, yasantimizin dört dörtlük olacagini söyleriz.
Gerçek ise su andan daha iyi bir zaman olmadigidir.
Eger simdi degil ise ne zaman?
Hayatiniz her zaman mücadelerle dolu olacaktir.
En iyisi bunu kabul edip, her ne olursa olsun mutlu olmaya karar
vermektir.
En sevdigim sözlerden biri Alfred D Souza'ya aittir.
Der ki;
" Uzun zamandan beridir hayatin -gerçek hayatin- baslamak üzere
oldugu .
izlenimine kapilmistim. Fakat her zaman yolumun üzerinde bir
engel,öncelikle erisilmesi
gereken birsey, bitmemis bir is, hizmet edilecek zaman,ödenecek
bir borç oldu. Sonra hayat baslayacakti. Sonunda anladim ki bu engeller benim
hayatimdi. Bu görüs açisi, mutluluga giden bir yol olmadigini gösterdi.
Mutluluk yoldur. Öyleyse sahip oldugunuz her anin kiymetini bilin ve mutlulugu,
vaktinizi harcayacak kadar özel biriyle paylastiginiz için ona daha fazla
deger verin. Unutmayin, zaman hiç kimse için beklemez.
Öyleyse ,
okulu bitirene kadar,
100 milyar kazanana kadar,
Çocuklariniz olana kadar,
çocuklariniz evden ayrilana kadar,
Ise baslayana kadar,
Evlenene kadar,
Cuma gecesine kadar,
Pazar sabahina kadar,
Yeni bir araba,
ya da ev alana kadar,
Borçlari ödeyene kadar,
Ilkbahara kadar,
Yaza kadar,
Sonbahara kadar,
kisa kadar,
maas gününe kadar,
sarkiniz söylenene kadar,
emekli olana kadar.
ölene kadar....
MUTLU OLMAK IÇIN IÇINDE BULUNDUGUNUZ 'AN ' DAN DAHA IYI BIR
ZAMAN OLDUGUNA KARAR VERMEK IÇIN BEKLEMEKTEN VAZGEÇIN.
MUTLULUK BIR VARIS DEGIL, BIR YOLCULUKTUR. PEK ÇOKLARI MUTLULUGU
INSANDAN DAHA YÜKSEKTE ARARLAR BAZILARI DA DAHA ALÇAKTA.
OYSA MUTLULUK INSANIN BOYU HIZASINDADIR
Unutmayin " YARIN KIMSEYE VAAD EDILMEMISTIR"
SEVGIYLE KALIN.
ingilizce msn nickleri
So, so you think you can tell Heaven from Hell,
blue skies from pain.
Can you tell a green field from a cold steel rail?
A smile from a veil?
Do you think you can tell?
And did they get you to trade your heroes for ghosts?
Hot ashes for trees.
Hot air for a cool breeze?
Cold comfort for change?
And did you exchange a walk on part in the war for a lead role in a cage?
How I wish, how I wish you were here.
We're just two lost souls swimming in a fish bowl, year after year,
Running over the same old ground.
What have you found? The same old fears.
Wish you were here.
blue skies from pain.
Can you tell a green field from a cold steel rail?
A smile from a veil?
Do you think you can tell?
And did they get you to trade your heroes for ghosts?
Hot ashes for trees.
Hot air for a cool breeze?
Cold comfort for change?
And did you exchange a walk on part in the war for a lead role in a cage?
How I wish, how I wish you were here.
We're just two lost souls swimming in a fish bowl, year after year,
Running over the same old ground.
What have you found? The same old fears.
Wish you were here.
etkileyici msn nickleri
Kıskançlıklarla, kuşkularla, hesaplaşmalarla süren sancılı bir aşkın orta yerindeki bir sevişmeden sonra adam seviştikleri odadan çıktığında başlayan bir hava bombardımanında ev isabet alıyor ve adamın biraz önce geçtiği bölüm çöküyor.
Daha iki dakika önce koynunuzda olan birinin yok olduğunu görüyorsunuz.
O korkunç anda kadın yaşadığı çaresizlik karşısında, aslında pek de inanmadığı Tanrı’ ya sığınıyor.
Dizlerinin üstüne çöküp yalvarıyor.
“İnandır beni” diyor, “o yaşarsa sana inanacağım. Ona bir fırsat tanı. Bırak mutluluğuna sahip olsun. Bunu yap, inanacağım sana.”
Ve Tanrı’yla bir pazarlığa oturup en çok sevdiğini geri alabilmenin karşılığında Tanrı’ya en çok sevdiğini vermeyi öneriyor.
Eğer biraz önce o kapıdan çıkan erkek yeniden o kapıdan sağ olarak dönerse, o erkeği bir daha hiç görmeyeceğine söz veriyor Tanrı’ya.
“İNSANLAR BİRBİRLERİNİ GÖRMEDEN DE SEVEBİLİRLER, değil mi” diyor, “seni hayatlarında bir kere bile görmeden seviyorlar.”
Graham Greene, “Zor Tercih” isimli romanında, erkeğin dönüşünü gören kadının duygularını yalın bir dille anlatıyor.
“O anda Maurice girdi içeri. Yaşıyordu. İşte şimdi onsuz olmanın ıstırabı başlıyor diye düşündüm ve yine kapının ardında ölmüş yatıyor olmasını istedim.'
Kadın, sevdiği erkeğe kavuşmuş ve onu kaybetmişti.
Ve onun yaşadığını gördüğü anda, biraz önceki pazarlığın ağırlığını fark edip, “keşke ölseydi” diyordu.
Bundan sonra, bir insanı görmeden de sevmenin mümkün olup olmadığını öğrenecekti.
Romandan yapılan filmde, “Tanrı’ yı görmeden seven insanların” birbirlerini de görmeden sevip sevemeyeceklerini, iki sevgili unutulması zor cümlelerle tartışıyordu.
- İNSAN SEVDİĞİNİ GÖRMEDİĞİNDE AŞK BİTER Mİ?
- Düşünsene, Tanrı’ yı bir kez bile görmedik ama onu seviyoruz.
- Ama benimki o tür bir sevgi değil, Sarah.
- Belki de başka bir tür sevgi yok, Maurice.
Aşk, bir insanı Tanrı’ yı sever gibi sevmek mi, onu görmeden ama onu hissederek onun varlığına bağlı kalmak mı?
Bir dokunuşa, bir bakışa, bir sese, bir işarete muhtaç olmadan, onu besleyecek bir bedene, bir vaade, bir ümide ihtiyaç duymadan, tek başına da sürebilecek kadar güçlü bir sevgi mi aşk?
‘Sevmeye devam edebilmek için onu görmeliyim’ demeyecek kadar büyük bir iman, büyük bir bağlanma mı?
Bir ruhun bir başka ruha sarılması ve bu sarılışı bir bedene gerek duymadan da sürdürebilme mi?
‘Tanrı’yı sevdiğim kadar severim seni’ diyebilmek, böylesine korkunç bir bağlılığa rıza göstermek mi aşk?
Peygamberler bile Tanrı’ ya bir kere yüzünü göstermesi için yalvarırken, hiç görmeden de ruhunu bir başka ruha adamak mı?
Hayatın içinde, insanların sevmek için görmeye ihtiyaç duyduğuna şahit oluyoruz; kaybedişler unutuşları da getiriyor; bir bedenin aracılığı olmadan bir ruha bağlılığımızı da çok sürdüremiyoruz. ’Tanrı’ mız’ olmuyor sevdiğimiz; imanımızı çabuk kaybetmeye, bütün inançsızlar gibi sevgimizin sürmesi için bir kanıt görmek istemeye çok yatkınız.
‘Belki de sevmenin başka türü yoktur’ diyen birilerinin romanların, filmlerin arasında dolaşması ve bizim o insanları hayatta da bulacağımıza dair ümidimiz, bizi aşka doğru çeken.
Böyle bir ümidimiz olduğu için şiirler, romanlar yazıyor, böyle bir ümidimiz olduğu için şiirler, romanlar okuyoruz.
Neredeyse bütün hayatını kendi inancıyla dövüşerek geçiren Graham Greene’in ‘Tanrı’ yı görmeden seviyorlar, ben de onu görmeden severim’ diyen bir satırı yazması, bize aşkın çekiciliğini yaşatan.
Bu satırı okumak, bunun gerçek olabileceğine inanmak, bu hayali benimsemek, bizim sıradan hayatımızı, bizim yaşadığımızdan daha renkli, daha çekici, daha heyecanlı kılan.
Hiç rastlamasanız da ‘bir insanı sevmenin bir Tanrı’ yı sevmek gibi bir şey olduğunu’ yazan birinin varlığı, sizi, bunu söyleyebilecek birinin varlığına da inandırır ve o inançtır ki, bence, sizin hayatınıza mana katan.
Aynen, ‘Tanrı’ yı görmeden sevmek’ gibi siz de bir insanın başka bir insanı hiç görmeden sevebileceğine, o insana hiç rastlamadan inandığınızda, romanların size itaat ettiği o kutsal topraklara girmek için, o toprakların sınırlarında içiniz ürpererek dolaşmaya başlarsınız.
Birisi tarafından öyle sevilmek istersiniz.
Ve birisini öyle sevmek.
Ancak o zaman, gerçek bir mümin gibi, çekilecek olan acıları değil, bir tanrısı olan bir kainatta yaşamanın mucizesinin fark edersiniz.
Acı dolu, isyan dolu bir mucize.
‘Keşke inanmasaydım’ dedirtecek, ‘keşke onu böyle sevmeseydim’ dedirtecek bir mucize.
Ama bütün acısına, bütün kederine, bütün yalnızlığına rağmen vazgeçilmeyecek bir mucize.
O mucizeyi görenlerin ondan kolay kolay kopabileceklerini sanmam.
İnsanların bütün nankörlüklerine, alaylarına, hor görmelerine, inanmamalarına karşın tek başına kendi inancıyla yaşayan, kendi inancının yüceliğinde diğer insanların zavallılığını, yetersizliğini, aşksızlığını görüp, onlar için üzülen ve kendi sevgisine sıkı sıkıya tutunan bir ahir zaman peygamberi gibi, başkalarına bomboş gözüken bir çölde, o çölün boş olmadığını hissederek yürürsünüz.
Sizin bu yürüyüşünüz, bir gün bir romanda ya da bir yazıda bir satıra dönüştüğünde, sizinle alay eden nice insanın çorak ve loş hayatına sizin hayatınızdan bir ümit ve ışık sızar.
Büyük bir ödülün ve büyük bir cezanın sahibisinizdir.
Bir insanı bir tanrıyı sever gibi sevebilecek bir güçle ödüllendirilmiş.....
Bir insanı bir tanrıyı sever gibi sevebilecek kadar güçlü olduğunuz için de cezalandırılmışsınızdır.
İnsanlar Tanrı’ yı görmeden seviyorlar.
Ama Tanrı’ ya inananların çoğu, bir insanın bir başka insanı hiç görmeden sevmeyi sürdürebileceğine inanmıyor.
Ben, Tanrı’ yı inanan Graham Greene’ e inanıyorum, ‘bir insan başka bir insanı hiç görmeden de sevmeyi’ sürdürür.
Benim inancımı paylaşanlar, bir gün öyle sevmeyi ve öyle sevilmeyi bekleyecekler, bu inanç, onların içinde kapatıldıkları küçük hayatların sınırlarını yıkıp onları vaat edilmiş hayallere taşıyacak.
Bir gün biri onlara diyecek ki:
- Belki de başka tür bir sevgi yok, Maurice.
Daha iki dakika önce koynunuzda olan birinin yok olduğunu görüyorsunuz.
O korkunç anda kadın yaşadığı çaresizlik karşısında, aslında pek de inanmadığı Tanrı’ ya sığınıyor.
Dizlerinin üstüne çöküp yalvarıyor.
“İnandır beni” diyor, “o yaşarsa sana inanacağım. Ona bir fırsat tanı. Bırak mutluluğuna sahip olsun. Bunu yap, inanacağım sana.”
Ve Tanrı’yla bir pazarlığa oturup en çok sevdiğini geri alabilmenin karşılığında Tanrı’ya en çok sevdiğini vermeyi öneriyor.
Eğer biraz önce o kapıdan çıkan erkek yeniden o kapıdan sağ olarak dönerse, o erkeği bir daha hiç görmeyeceğine söz veriyor Tanrı’ya.
“İNSANLAR BİRBİRLERİNİ GÖRMEDEN DE SEVEBİLİRLER, değil mi” diyor, “seni hayatlarında bir kere bile görmeden seviyorlar.”
Graham Greene, “Zor Tercih” isimli romanında, erkeğin dönüşünü gören kadının duygularını yalın bir dille anlatıyor.
“O anda Maurice girdi içeri. Yaşıyordu. İşte şimdi onsuz olmanın ıstırabı başlıyor diye düşündüm ve yine kapının ardında ölmüş yatıyor olmasını istedim.'
Kadın, sevdiği erkeğe kavuşmuş ve onu kaybetmişti.
Ve onun yaşadığını gördüğü anda, biraz önceki pazarlığın ağırlığını fark edip, “keşke ölseydi” diyordu.
Bundan sonra, bir insanı görmeden de sevmenin mümkün olup olmadığını öğrenecekti.
Romandan yapılan filmde, “Tanrı’ yı görmeden seven insanların” birbirlerini de görmeden sevip sevemeyeceklerini, iki sevgili unutulması zor cümlelerle tartışıyordu.
- İNSAN SEVDİĞİNİ GÖRMEDİĞİNDE AŞK BİTER Mİ?
- Düşünsene, Tanrı’ yı bir kez bile görmedik ama onu seviyoruz.
- Ama benimki o tür bir sevgi değil, Sarah.
- Belki de başka bir tür sevgi yok, Maurice.
Aşk, bir insanı Tanrı’ yı sever gibi sevmek mi, onu görmeden ama onu hissederek onun varlığına bağlı kalmak mı?
Bir dokunuşa, bir bakışa, bir sese, bir işarete muhtaç olmadan, onu besleyecek bir bedene, bir vaade, bir ümide ihtiyaç duymadan, tek başına da sürebilecek kadar güçlü bir sevgi mi aşk?
‘Sevmeye devam edebilmek için onu görmeliyim’ demeyecek kadar büyük bir iman, büyük bir bağlanma mı?
Bir ruhun bir başka ruha sarılması ve bu sarılışı bir bedene gerek duymadan da sürdürebilme mi?
‘Tanrı’yı sevdiğim kadar severim seni’ diyebilmek, böylesine korkunç bir bağlılığa rıza göstermek mi aşk?
Peygamberler bile Tanrı’ ya bir kere yüzünü göstermesi için yalvarırken, hiç görmeden de ruhunu bir başka ruha adamak mı?
Hayatın içinde, insanların sevmek için görmeye ihtiyaç duyduğuna şahit oluyoruz; kaybedişler unutuşları da getiriyor; bir bedenin aracılığı olmadan bir ruha bağlılığımızı da çok sürdüremiyoruz. ’Tanrı’ mız’ olmuyor sevdiğimiz; imanımızı çabuk kaybetmeye, bütün inançsızlar gibi sevgimizin sürmesi için bir kanıt görmek istemeye çok yatkınız.
‘Belki de sevmenin başka türü yoktur’ diyen birilerinin romanların, filmlerin arasında dolaşması ve bizim o insanları hayatta da bulacağımıza dair ümidimiz, bizi aşka doğru çeken.
Böyle bir ümidimiz olduğu için şiirler, romanlar yazıyor, böyle bir ümidimiz olduğu için şiirler, romanlar okuyoruz.
Neredeyse bütün hayatını kendi inancıyla dövüşerek geçiren Graham Greene’in ‘Tanrı’ yı görmeden seviyorlar, ben de onu görmeden severim’ diyen bir satırı yazması, bize aşkın çekiciliğini yaşatan.
Bu satırı okumak, bunun gerçek olabileceğine inanmak, bu hayali benimsemek, bizim sıradan hayatımızı, bizim yaşadığımızdan daha renkli, daha çekici, daha heyecanlı kılan.
Hiç rastlamasanız da ‘bir insanı sevmenin bir Tanrı’ yı sevmek gibi bir şey olduğunu’ yazan birinin varlığı, sizi, bunu söyleyebilecek birinin varlığına da inandırır ve o inançtır ki, bence, sizin hayatınıza mana katan.
Aynen, ‘Tanrı’ yı görmeden sevmek’ gibi siz de bir insanın başka bir insanı hiç görmeden sevebileceğine, o insana hiç rastlamadan inandığınızda, romanların size itaat ettiği o kutsal topraklara girmek için, o toprakların sınırlarında içiniz ürpererek dolaşmaya başlarsınız.
Birisi tarafından öyle sevilmek istersiniz.
Ve birisini öyle sevmek.
Ancak o zaman, gerçek bir mümin gibi, çekilecek olan acıları değil, bir tanrısı olan bir kainatta yaşamanın mucizesinin fark edersiniz.
Acı dolu, isyan dolu bir mucize.
‘Keşke inanmasaydım’ dedirtecek, ‘keşke onu böyle sevmeseydim’ dedirtecek bir mucize.
Ama bütün acısına, bütün kederine, bütün yalnızlığına rağmen vazgeçilmeyecek bir mucize.
O mucizeyi görenlerin ondan kolay kolay kopabileceklerini sanmam.
İnsanların bütün nankörlüklerine, alaylarına, hor görmelerine, inanmamalarına karşın tek başına kendi inancıyla yaşayan, kendi inancının yüceliğinde diğer insanların zavallılığını, yetersizliğini, aşksızlığını görüp, onlar için üzülen ve kendi sevgisine sıkı sıkıya tutunan bir ahir zaman peygamberi gibi, başkalarına bomboş gözüken bir çölde, o çölün boş olmadığını hissederek yürürsünüz.
Sizin bu yürüyüşünüz, bir gün bir romanda ya da bir yazıda bir satıra dönüştüğünde, sizinle alay eden nice insanın çorak ve loş hayatına sizin hayatınızdan bir ümit ve ışık sızar.
Büyük bir ödülün ve büyük bir cezanın sahibisinizdir.
Bir insanı bir tanrıyı sever gibi sevebilecek bir güçle ödüllendirilmiş.....
Bir insanı bir tanrıyı sever gibi sevebilecek kadar güçlü olduğunuz için de cezalandırılmışsınızdır.
İnsanlar Tanrı’ yı görmeden seviyorlar.
Ama Tanrı’ ya inananların çoğu, bir insanın bir başka insanı hiç görmeden sevmeyi sürdürebileceğine inanmıyor.
Ben, Tanrı’ yı inanan Graham Greene’ e inanıyorum, ‘bir insan başka bir insanı hiç görmeden de sevmeyi’ sürdürür.
Benim inancımı paylaşanlar, bir gün öyle sevmeyi ve öyle sevilmeyi bekleyecekler, bu inanç, onların içinde kapatıldıkları küçük hayatların sınırlarını yıkıp onları vaat edilmiş hayallere taşıyacak.
Bir gün biri onlara diyecek ki:
- Belki de başka tür bir sevgi yok, Maurice.
güzel msn sözleri
Ölüme ve hayata dair.
"Zincirlikuyu Mezarlığı'nın kapısına asıldığı günden beri tartışma konusu olan o ayet yüzünden yazdım bunları:
"Her canlı ölümü tadacaktır.
Kimi "Malumu ilana ne hacet" diye karşı çıkıyor yazıya; kimi "İşe giderken insanın aklına eceli sokup moral bozmanın alemi yok" diye...
Oysa benim ayetin devamında okuduğum mesaj gayet basit:
"Nasıl olsa sonunda buraya geleceksiniz. Yan yana ve eşit büyüklükte çukurlara gömüleceksiniz. Size bahşedilen hayatı doğru dürüst yaşamaya bakın".
Ayeti böyle okuyunca, daha çok hayatta kalmak uğruna daha az "yaşayan"ların hali size de komik gelmiyor mu?
Kainatın uçsuz bucaksızlığı karşısında, ha sabah 8, ha akşam 5, ("Ha 3 gün önce, ha 5 gün sonra") ne fark eder ki? "
* * *
Aristoteles bir yazısında ırmakta yaşayan küçük canlılardan söz eder:
Ömürleri bir gündür.
Bunlardan sabah 8'de ölen genç ölmüş sayılır; akşam 5'te ölen ise yaşlı...
Montaigne ünlü "Denemeler"inde sorar.
"Bu kadarcık bir ömrün bahtlısını, bahtsızını hesaplamak hangimize gülünç gelmez? Sonsuzluğun, dağların, nehirlerin, yıldızların, ağaçların yanında bizim hayatımızın uzunu - kısası da böyle gülünçtür."
* * *
Son yılların en gözde akımlarından biri "uzun yaşam hırsı"...
Modern tıp, ömrün sınırlarını zorlayan buluşlar elde ettikçe, tarihi boyunca "ölümsüzlük iksiri"nin peşinde koşmuş insanoğlunun iştahı kabarıyor.
"Antiaging" denilen "yaşlanmayı geciktirme" iddiasındaki hücre tedavileri, hormonlar, ilaçlar, diyetler hep aynı hedefin peşinde:
Ölümü erteleyebilmek...
Biraz daha fazla yaşayabilmek.
* * *
Haşmet Babaoğlu da yazdı:
"Modern insanın uygarlığın temeline koyduğu her tuğla, onu ölüm fikrinden biraz daha uzaklaştırıyor".
Köylerde göz önünde, hayatla iç içe "yaşayan" mezarlıklar, kentte varoşlarda ıssızlığa terk ediliyor.
"Dirilerin şehri, ölülerin şehrini kovuyor".
O, günler süren taziye dayanışmaları bitti; internetten mezar yeri ayırtılabiliyor artık... Cenazeler bir şirkete emanet edilip apar topar defne gönderiliyor; camide ayaküstü sohbet ediliyor, telefonla kabre çiçek gönderiliyor, sulama işi 3 - 5 kuruşa mezarcılara havale ediliyor.
Ve sonra herkes ölümü hafızasından silip "hayata", işinin başına dönüyor.
İnsanoğlu yüzyıllar boyu tevekkülle teslim olduğu ecelle dalaşıyor.
Azrail'e posta koyuyor.
* * *
Ne yalan söyleyeyim, ölümcül bir diyetle tüm dünyevi zevklerden uzak durarak, sağlık merkezlerinde gençlik aşıları vurularak hayata biraz daha tutunmaya çalışanların nafile çabası, Aristo'nun ömrü bir gün süren küçük canlılarının "bahtsızlığını" hatırlatıyor bana...
"Sağlıklı yaşam"a bir diyeceğim yok, ama "geç ölüm ihtirası", "Ne için" sorusunu getiriyor hatıra...
"Niçin hayat sofrasından, karnı doymuş mütevekkil bir davetli gibi kalkıp gidemiyoruz?"
"Niçin hayat meşalesini, yenilere devretmekte böyle zorlanıyoruz?"
"Bunca yıl yapamadığımız neyi yapmak için ölüme direniyoruz?"
* * *
Zincirlikuyu Mezarlığı'nın kapısına asıldığı günden beri tartışma konusu olan o ayet yüzünden yazdım bunları.
"Her canlı ölümü tadacaktır".
Kimi "Malumu ilana ne hacet" diye karşı çıkıyor yazıya; kimi "İşe giderken insanın aklına eceli sokup moral bozmanın alemi yok" diye...
Oysa benim ayetin devamında okuduğum mesaj gayet basit:
"Nasıl olsa sonunda buraya geleceksiniz. Yan yana ve eşit büyüklükte çukurlara gömüleceksiniz. Size bahşedilen hayatı doğru dürüst yaşamaya bakın".
Ayeti böyle okuyunca, daha çok hayatta kalmak uğruna daha az "yaşayan"ların hali size de komik gelmiyor mu?
Kainatın uçsuz bucaksızlığı karşısında, ha sabah 8, ha akşam 5, ("Ha 3 gün önce, ha 5 gün sonra") ne fark eder ki?
* * *
Yine Montaigne ile bitirelim.
"Hayatın değeri, uzun yaşanmasında değil, iyi yaşanmasındadır. öyle uzun yaşamışlar vardır ki, pek az yaşamışlardır. Doyasıya yaşamak, yılların çokluğuna değil, sizin coşkunuza bağlıdır".
"Zincirlikuyu Mezarlığı'nın kapısına asıldığı günden beri tartışma konusu olan o ayet yüzünden yazdım bunları:
"Her canlı ölümü tadacaktır.
Kimi "Malumu ilana ne hacet" diye karşı çıkıyor yazıya; kimi "İşe giderken insanın aklına eceli sokup moral bozmanın alemi yok" diye...
Oysa benim ayetin devamında okuduğum mesaj gayet basit:
"Nasıl olsa sonunda buraya geleceksiniz. Yan yana ve eşit büyüklükte çukurlara gömüleceksiniz. Size bahşedilen hayatı doğru dürüst yaşamaya bakın".
Ayeti böyle okuyunca, daha çok hayatta kalmak uğruna daha az "yaşayan"ların hali size de komik gelmiyor mu?
Kainatın uçsuz bucaksızlığı karşısında, ha sabah 8, ha akşam 5, ("Ha 3 gün önce, ha 5 gün sonra") ne fark eder ki? "
* * *
Aristoteles bir yazısında ırmakta yaşayan küçük canlılardan söz eder:
Ömürleri bir gündür.
Bunlardan sabah 8'de ölen genç ölmüş sayılır; akşam 5'te ölen ise yaşlı...
Montaigne ünlü "Denemeler"inde sorar.
"Bu kadarcık bir ömrün bahtlısını, bahtsızını hesaplamak hangimize gülünç gelmez? Sonsuzluğun, dağların, nehirlerin, yıldızların, ağaçların yanında bizim hayatımızın uzunu - kısası da böyle gülünçtür."
* * *
Son yılların en gözde akımlarından biri "uzun yaşam hırsı"...
Modern tıp, ömrün sınırlarını zorlayan buluşlar elde ettikçe, tarihi boyunca "ölümsüzlük iksiri"nin peşinde koşmuş insanoğlunun iştahı kabarıyor.
"Antiaging" denilen "yaşlanmayı geciktirme" iddiasındaki hücre tedavileri, hormonlar, ilaçlar, diyetler hep aynı hedefin peşinde:
Ölümü erteleyebilmek...
Biraz daha fazla yaşayabilmek.
* * *
Haşmet Babaoğlu da yazdı:
"Modern insanın uygarlığın temeline koyduğu her tuğla, onu ölüm fikrinden biraz daha uzaklaştırıyor".
Köylerde göz önünde, hayatla iç içe "yaşayan" mezarlıklar, kentte varoşlarda ıssızlığa terk ediliyor.
"Dirilerin şehri, ölülerin şehrini kovuyor".
O, günler süren taziye dayanışmaları bitti; internetten mezar yeri ayırtılabiliyor artık... Cenazeler bir şirkete emanet edilip apar topar defne gönderiliyor; camide ayaküstü sohbet ediliyor, telefonla kabre çiçek gönderiliyor, sulama işi 3 - 5 kuruşa mezarcılara havale ediliyor.
Ve sonra herkes ölümü hafızasından silip "hayata", işinin başına dönüyor.
İnsanoğlu yüzyıllar boyu tevekkülle teslim olduğu ecelle dalaşıyor.
Azrail'e posta koyuyor.
* * *
Ne yalan söyleyeyim, ölümcül bir diyetle tüm dünyevi zevklerden uzak durarak, sağlık merkezlerinde gençlik aşıları vurularak hayata biraz daha tutunmaya çalışanların nafile çabası, Aristo'nun ömrü bir gün süren küçük canlılarının "bahtsızlığını" hatırlatıyor bana...
"Sağlıklı yaşam"a bir diyeceğim yok, ama "geç ölüm ihtirası", "Ne için" sorusunu getiriyor hatıra...
"Niçin hayat sofrasından, karnı doymuş mütevekkil bir davetli gibi kalkıp gidemiyoruz?"
"Niçin hayat meşalesini, yenilere devretmekte böyle zorlanıyoruz?"
"Bunca yıl yapamadığımız neyi yapmak için ölüme direniyoruz?"
* * *
Zincirlikuyu Mezarlığı'nın kapısına asıldığı günden beri tartışma konusu olan o ayet yüzünden yazdım bunları.
"Her canlı ölümü tadacaktır".
Kimi "Malumu ilana ne hacet" diye karşı çıkıyor yazıya; kimi "İşe giderken insanın aklına eceli sokup moral bozmanın alemi yok" diye...
Oysa benim ayetin devamında okuduğum mesaj gayet basit:
"Nasıl olsa sonunda buraya geleceksiniz. Yan yana ve eşit büyüklükte çukurlara gömüleceksiniz. Size bahşedilen hayatı doğru dürüst yaşamaya bakın".
Ayeti böyle okuyunca, daha çok hayatta kalmak uğruna daha az "yaşayan"ların hali size de komik gelmiyor mu?
Kainatın uçsuz bucaksızlığı karşısında, ha sabah 8, ha akşam 5, ("Ha 3 gün önce, ha 5 gün sonra") ne fark eder ki?
* * *
Yine Montaigne ile bitirelim.
"Hayatın değeri, uzun yaşanmasında değil, iyi yaşanmasındadır. öyle uzun yaşamışlar vardır ki, pek az yaşamışlardır. Doyasıya yaşamak, yılların çokluğuna değil, sizin coşkunuza bağlıdır".
Etiketler:
güzel msn sözü,
msn için sözler,
msn sözleri,
msn sözü,
msnye sözler
28 Kasım 2007 Çarşamba
çok süper msn nickleri
LIVIN ON LIES
Right is the search for the wrong
Which's the real
It's all for the mind
But you live for the feel
Nothingness is the meaning of life
There's no you and no us
Look deep in the mirror
You'll see it in your eyes
Chorus
Dream the same thing everynight
Hear the darkness over loud
No more silence,never free
Will things be better, I can not see
Within the rightside
Within the wrongside
You know the life is true
When there's nothing left to say
The truth will chalange you
You're living on lies!
Wrong is to cry for the
Vision of time
Urless we handle
Then who'll stop the crime
Nothingness is the meaning of life
When your hopes fade away
Trapped in this nightmare
You can't break away
Chorus
Right is to know what you
Choose for your life
It's all for the dream
And the dream is the life
Everything is the meaning of life
Unless you close your eyes
You'de not sale for any price
Make no compromise
Dream something different tonight
Play this music over loud
See you'll need no surgery
More things better,you will see
Within the rightside
Within the wrongside
You know the life is true
When there's nothing left to say
The truth will chalange you
TRAIL BLAZER
VİTA ES MORTE
That the man lives in fear
The future seems not so clear
Only one press on the button
Eternal life is what'll share
The feeling of lise gets so boring
Like a hell it s torturing
Tell me one good reason before
I decide to end my living
Their systems seems to be suffering
A fuckin reality based on fear
Oppressing people to obey
The only way to stop you feel real
Lick of death tastes yoy
Kiss of hell takes you away
Through the lights of eden
Light of god warns you
The fear of death leaves you
To raise your soul to heaven
Vita es morte morte es vite
No difference the way is one
Life is death death is life
Die live and born
There's no grohnd for contribution
Their political pollution
Never listen to what they say cause
They're leading us to a mortal solution
Thousands of people starving
Many other rich junk feeding
It s not my way of living
Always takin never giving
FLY FOREVER
From the vision of the pain
Troygt the corners of the wood
Times you lived your life
Bleddin from it's vains of nails
Lived the pain that never ends
The tree of death
Since you were from the dirth
And raised too high
Of what life is worth
When you ease your brain
See your dreams over
Fence your eager to fly forever
Reaching trough the gun
Role the trigger run
That's no reason to fly
Forever fly
Few minutes of fallin drops
To dry the streams of your blood
You leave your god
As the mountain on which I close my eyes
To embrace the future of my last
Chorus
TIME BOMB
You're lost in the middle
Fellin so hopeless and searching for restless peace
Runnin,runnin,you go insane at all
Realize you'll never find again,I know
You know I'm the reason you cry
You fear is what makes me stand
The world is turnin to a time bomb
You're chained and you don't understand
TIME BOMB, TIME BOMB
No one will ever win the game of war
You look,but never see the other side of wall
The world is helpless in the race against the time
And time is foolin all the man kind ever more
Chorus
Pain,Sorrow,don't you feel? Cries fear,don't you hear?... No!!!
Darkness comin down alone
You can't deny it
Warpain covering the world
You can't clean it
Roses fall down from the guns
I can't believe it
Now I see your ugly face
But I can't stand it
OVER THE LINE
You realize your future
Children gone insane
Devil never ending pain
You'll never be immortal
Of never be unborn
I'm the one to send you alone
Over, over the line
Nightmares full of fear
One touch, you disappear
Diggin your own grave,
Do you think you're brave?
I rule you blind
I read your mind
I can hear you cry,when your fly!
Over, Over the line
You better pray before you die!
Flying in your dreams
Pleasure into lies
Sex no satisfachion
Terror in your eyes
A soul will never rest
Closer to his death
You're ready for your last walk alone!
Over, Over the line
THE PLANET
- Attention Nr. 75 your mission is to geeet close the planet and try to connect
- Go it
- Platform 5,gate 29 get ready to fly - Got it
- Countdown to exit: 10.9.8.7.6.5.4.3.2...1.0
- Hello base this is Nr. 75 an we just aaarrived the land
We wanna get some information before we start to land
- Ok.'75 this is Captain Zenix...We justtt recieved the information
There's life present on the land and now we know that this strange
place's called EARTH
- You said there's life down there,is ittt right harmonize?
People of this planet,is there favious in their eye?
- Hold on '75 wait on the line.This peoppple dosen't seem so friendly
No act unlles you get a sing.It's dangerous,This people're full of hate
- Listen base, I found a cahnnel of a huuuman radio station
I'm waitin for the last order,and ready for communications
- This command I do in sorrow;Just breakkk off all connections
All units,turn back to base.Last order,we leave this planet of death
HOLIDAYS IN THE SUN
BRAIN ON THE WALL
- Uffff...
- I'm getting bored
- Hmmmmm...
- I'm hunery
- I need a human Brain
- Bea little patiend,he'll come in a feww minutes
- .................Brain
- HuhHuh?
- Hmmmmmm
- Here he comes
- Gooooooooo!!!
Your brains are fat your ideas are flat
I look inside your mind and see it's black
You're killin the people by your wicket thoughts
And I really wish I could see
Brain,brain on the wall
Brain,brain on the wall
You think you'll be a part of my history
But you can't be a part of my shit
You're having fun while the other people cry
And I really want your
Chorus-Solo-Chorus
NO ONE WINS THE FIGHT
When the night is gettin' closer, darkness comin' down
Dreams turn into nightmares, your body leaves the ground
Cryin' for mercy but people around you are blind
You loose your mind
Welcome to my termination, I'm the voice of war
No one cares about but I open my door
Future will be your decition
When you'll just do what I order
Kill! Fire! Destroy! Do just what I say
Deff! Blind! Obey! And never, never say no!
You're suffering your pride
No one wins the fight
Don't you ever think about it, what've done to you
If you can not fight,against, you'll watch them killin' you
You've born for nothing, you can't even choose your side
Which way is left, which way is right
Close my friend & feel me breath
Forget that fucking tools
fucking lies & fucking sights &
fucked up fucking rules
Tired of this circulation, years & you'll search the reason
Kill! Fire! Destroy! Do just what I say
Deff! Blind! Obey! And never say no!
Devil in your mind,Dishumanized
You're suffering your pride
No one wins the fight!
You hear but never understand.You look but never see
Hatered blinded your eyes forever...Sun will take this light
And stars will fall down from the sky...When the dark ages begin,
You'll open your eyes and turn bback to me
Then I'll give you the peace
Right is the search for the wrong
Which's the real
It's all for the mind
But you live for the feel
Nothingness is the meaning of life
There's no you and no us
Look deep in the mirror
You'll see it in your eyes
Chorus
Dream the same thing everynight
Hear the darkness over loud
No more silence,never free
Will things be better, I can not see
Within the rightside
Within the wrongside
You know the life is true
When there's nothing left to say
The truth will chalange you
You're living on lies!
Wrong is to cry for the
Vision of time
Urless we handle
Then who'll stop the crime
Nothingness is the meaning of life
When your hopes fade away
Trapped in this nightmare
You can't break away
Chorus
Right is to know what you
Choose for your life
It's all for the dream
And the dream is the life
Everything is the meaning of life
Unless you close your eyes
You'de not sale for any price
Make no compromise
Dream something different tonight
Play this music over loud
See you'll need no surgery
More things better,you will see
Within the rightside
Within the wrongside
You know the life is true
When there's nothing left to say
The truth will chalange you
TRAIL BLAZER
VİTA ES MORTE
That the man lives in fear
The future seems not so clear
Only one press on the button
Eternal life is what'll share
The feeling of lise gets so boring
Like a hell it s torturing
Tell me one good reason before
I decide to end my living
Their systems seems to be suffering
A fuckin reality based on fear
Oppressing people to obey
The only way to stop you feel real
Lick of death tastes yoy
Kiss of hell takes you away
Through the lights of eden
Light of god warns you
The fear of death leaves you
To raise your soul to heaven
Vita es morte morte es vite
No difference the way is one
Life is death death is life
Die live and born
There's no grohnd for contribution
Their political pollution
Never listen to what they say cause
They're leading us to a mortal solution
Thousands of people starving
Many other rich junk feeding
It s not my way of living
Always takin never giving
FLY FOREVER
From the vision of the pain
Troygt the corners of the wood
Times you lived your life
Bleddin from it's vains of nails
Lived the pain that never ends
The tree of death
Since you were from the dirth
And raised too high
Of what life is worth
When you ease your brain
See your dreams over
Fence your eager to fly forever
Reaching trough the gun
Role the trigger run
That's no reason to fly
Forever fly
Few minutes of fallin drops
To dry the streams of your blood
You leave your god
As the mountain on which I close my eyes
To embrace the future of my last
Chorus
TIME BOMB
You're lost in the middle
Fellin so hopeless and searching for restless peace
Runnin,runnin,you go insane at all
Realize you'll never find again,I know
You know I'm the reason you cry
You fear is what makes me stand
The world is turnin to a time bomb
You're chained and you don't understand
TIME BOMB, TIME BOMB
No one will ever win the game of war
You look,but never see the other side of wall
The world is helpless in the race against the time
And time is foolin all the man kind ever more
Chorus
Pain,Sorrow,don't you feel? Cries fear,don't you hear?... No!!!
Darkness comin down alone
You can't deny it
Warpain covering the world
You can't clean it
Roses fall down from the guns
I can't believe it
Now I see your ugly face
But I can't stand it
OVER THE LINE
You realize your future
Children gone insane
Devil never ending pain
You'll never be immortal
Of never be unborn
I'm the one to send you alone
Over, over the line
Nightmares full of fear
One touch, you disappear
Diggin your own grave,
Do you think you're brave?
I rule you blind
I read your mind
I can hear you cry,when your fly!
Over, Over the line
You better pray before you die!
Flying in your dreams
Pleasure into lies
Sex no satisfachion
Terror in your eyes
A soul will never rest
Closer to his death
You're ready for your last walk alone!
Over, Over the line
THE PLANET
- Attention Nr. 75 your mission is to geeet close the planet and try to connect
- Go it
- Platform 5,gate 29 get ready to fly - Got it
- Countdown to exit: 10.9.8.7.6.5.4.3.2...1.0
- Hello base this is Nr. 75 an we just aaarrived the land
We wanna get some information before we start to land
- Ok.'75 this is Captain Zenix...We justtt recieved the information
There's life present on the land and now we know that this strange
place's called EARTH
- You said there's life down there,is ittt right harmonize?
People of this planet,is there favious in their eye?
- Hold on '75 wait on the line.This peoppple dosen't seem so friendly
No act unlles you get a sing.It's dangerous,This people're full of hate
- Listen base, I found a cahnnel of a huuuman radio station
I'm waitin for the last order,and ready for communications
- This command I do in sorrow;Just breakkk off all connections
All units,turn back to base.Last order,we leave this planet of death
HOLIDAYS IN THE SUN
BRAIN ON THE WALL
- Uffff...
- I'm getting bored
- Hmmmmm...
- I'm hunery
- I need a human Brain
- Bea little patiend,he'll come in a feww minutes
- .................Brain
- HuhHuh?
- Hmmmmmm
- Here he comes
- Gooooooooo!!!
Your brains are fat your ideas are flat
I look inside your mind and see it's black
You're killin the people by your wicket thoughts
And I really wish I could see
Brain,brain on the wall
Brain,brain on the wall
You think you'll be a part of my history
But you can't be a part of my shit
You're having fun while the other people cry
And I really want your
Chorus-Solo-Chorus
NO ONE WINS THE FIGHT
When the night is gettin' closer, darkness comin' down
Dreams turn into nightmares, your body leaves the ground
Cryin' for mercy but people around you are blind
You loose your mind
Welcome to my termination, I'm the voice of war
No one cares about but I open my door
Future will be your decition
When you'll just do what I order
Kill! Fire! Destroy! Do just what I say
Deff! Blind! Obey! And never, never say no!
You're suffering your pride
No one wins the fight
Don't you ever think about it, what've done to you
If you can not fight,against, you'll watch them killin' you
You've born for nothing, you can't even choose your side
Which way is left, which way is right
Close my friend & feel me breath
Forget that fucking tools
fucking lies & fucking sights &
fucked up fucking rules
Tired of this circulation, years & you'll search the reason
Kill! Fire! Destroy! Do just what I say
Deff! Blind! Obey! And never say no!
Devil in your mind,Dishumanized
You're suffering your pride
No one wins the fight!
You hear but never understand.You look but never see
Hatered blinded your eyes forever...Sun will take this light
And stars will fall down from the sky...When the dark ages begin,
You'll open your eyes and turn bback to me
Then I'll give you the peace
yabancı süper nickler
SIR
Kaybolmuşluk dert olmasın sana
Yönler yalan hep aynı yoldayız
Can bir nefes, yük olmasın sana
Kesme sakın hep aynı daldayız
Uyan aç gözlerini
Ömür biter yol kalır
Uyan aç artık kalbini
Akıl biter sır kalır
Yalnızlığın dert olmasın sana
Bağlanmışız derinden biz bize
Dört bir yanın karanlık olsa da
Bu yalnızlık bölünmüş herkese
Uyan aç gözlerini
Ömür biter yol kalır
Uyan aç artık kalbini
Akıl biter sır kalır
KAM (Ins.)
ÖLÜMLÜ
Dünkü aklın bugün yetmez
Yarın bambaşka bir dünya
Bir sen var o hiç değişmez
Gerçeklerin hep farkında
Yol yakınken düşün biraz
Bir nesildik beraberce
Bir adım git bir adım gel
Kaç yıl kaldı önümüzde
Gör artık, gör artık anla
Ölümlü, ölümlü bu dünya
Düşman olmak mertlik değil
Korkaklığın iradesi
Kurnazlık marifet değil
Aptalların tesellisi
Pişmanlığa tercih etme
Geçmişteki hataları
Yalnız gözyaşların yıkar
Ruhundaki günahları
Gör artık, gör artık anla
Ölümlü, ölümlü bu dünya
Gör artık, gör artık anla
Savaşma artık hayatla
Çok yoruldun dinlen biraz
Misafirsin bu alemde
Etrafını seyret biraz
Fazla kalmazsın belki de
Doğru yanlış gerçek yalan
Farketmiyor aslında
Dünya döner geçer zaman
Hiçbirşey kalmaz ardında
Gör artık, gör artık anla
Ölümlü, ölümlü bu dünya
F.T.W.D.A. (Ins.)
UNSPOKEN
WE COME FROM NOWHERE
Welcome to the strange place called "right here and now"
It's magic, a mistery that no one knows why and how
The truth is plain and simple but can not be divulged
And every word that´s spoken here is no more than a lie
So try to hear and try to see the truth behind these lies
With the ears of your ears and the eyes of your eyes ...
IN ESİR LIKE AN EAGLE
Long is the night you sleep with dreams of desperation
Poor is the mind you have when used in calculation
And worse the life you’ll get when cheated by desires
It’s hard to leave your chains of shining gold and artful diamonds
I’ve seen this child inside you,
Hiding and fearing the cold
I feel your pain inside me
And bring you cure from the old
No mind no devotion In life no possession
Inside no religion Like a lion in the jungle
Now is the only time, here is the only place
Meant to be flying in esir like an eagle
Strong is the armour that you’ve built to save you from your past
And cool is the mask you wear that serves you to fulfil your lust
But know the games you play are made of lies and false illusions
You better leave them now ’cause all will turn to dust in your hands
I’ve seen this child inside you,
Hiding and fearing the cold
I feel your pain inside me
And bring you cure from the old
No mind no devotion In life no possession
Inside no religion Like a lion in the jungle
Now is the only time, here is the only place
Meant to be flying in esir like an eagle
UNSPOKEN
There’s nothing to do
There’s only to be
There’s nothing to show
There’s only to see
Now here, nowhere
The truth is unspoken
You are alone
You’ve got something to prove
You are alone
You’ve got something to lose
Now here, nowhere
The truth is unspoken
There’s nothing to do
There’s only to be
There’s nothing to lose
There’s only to feel
All one, alone
The truth is unspoken
LIONS IN A CAGE
Wish that I had been born long before
My brother’s got me up against the wall
Of my siblings I’m the lucky one
Left alive here where there is no sun
I was put here AT the age of four
Fifty odd years spent behind a door
One more day and I will be The king
People will believe it, They’ll believe in anything
See the lions in THE cage, See the victims of the rage
Lions, lions in a cage, fifty years behind a wall
Lions, lions in a cage, see those lions in The cage
Thirteen yards of dusty dungeon floor
Is the longest path I’ve walked before
They took me out into the glaring sun
And still they tell me I’m the lucky one
Single out the weak link in the chain
A generation damaged in the brain
I’ll lift my head up high and see the sun
And then when it’s my turn, I’ll make sure that I spare no one
See the lions in The cage, See the victims of the rage
Lions, lions in a cage, fifty years behind a wall
Lions, lions in a cage, see those lions in The cage
Whose hands are these? They reach in and take my own life
with my hands... But I’ve killed my brothers, too. When I had to.
I have no doubt. I have no soul. Whose hands are these?
Who took away the light? Who has the right? Who gives a damn!
"Do what you will" shall be the whole of the law!
FOR THE ONE UNCHANGING
In the lights of Eden, it’s me you’re feeling
In the cold December, still it’s me you’ll face
In all the lies I’ve told you, it’s truth you shall find
In all the names I’ve given you, it’s me you’ll understand
Now the waiting is over and it’s vain to deny
Be relieved from desires, be awake, Open your eyes
Time is flowing and the world is turning
Words now spoken for the one unchanging
In all the pain I’ve shown you, there’s hope you shall see
With all the fear I’ve given you, it’s love you’ll understand
Now the waiting is over and it’s vain to deny
Be relieved from desires, wake up! Open your sleepless eyes
Dark thoughts in your mind will bring you tears
Like the dark clouds in the sky bringing rain
Anger in your heart will make your fears grow
Like the thunder in the sky screams In pain
Kaybolmuşluk dert olmasın sana
Yönler yalan hep aynı yoldayız
Can bir nefes, yük olmasın sana
Kesme sakın hep aynı daldayız
Uyan aç gözlerini
Ömür biter yol kalır
Uyan aç artık kalbini
Akıl biter sır kalır
Yalnızlığın dert olmasın sana
Bağlanmışız derinden biz bize
Dört bir yanın karanlık olsa da
Bu yalnızlık bölünmüş herkese
Uyan aç gözlerini
Ömür biter yol kalır
Uyan aç artık kalbini
Akıl biter sır kalır
KAM (Ins.)
ÖLÜMLÜ
Dünkü aklın bugün yetmez
Yarın bambaşka bir dünya
Bir sen var o hiç değişmez
Gerçeklerin hep farkında
Yol yakınken düşün biraz
Bir nesildik beraberce
Bir adım git bir adım gel
Kaç yıl kaldı önümüzde
Gör artık, gör artık anla
Ölümlü, ölümlü bu dünya
Düşman olmak mertlik değil
Korkaklığın iradesi
Kurnazlık marifet değil
Aptalların tesellisi
Pişmanlığa tercih etme
Geçmişteki hataları
Yalnız gözyaşların yıkar
Ruhundaki günahları
Gör artık, gör artık anla
Ölümlü, ölümlü bu dünya
Gör artık, gör artık anla
Savaşma artık hayatla
Çok yoruldun dinlen biraz
Misafirsin bu alemde
Etrafını seyret biraz
Fazla kalmazsın belki de
Doğru yanlış gerçek yalan
Farketmiyor aslında
Dünya döner geçer zaman
Hiçbirşey kalmaz ardında
Gör artık, gör artık anla
Ölümlü, ölümlü bu dünya
F.T.W.D.A. (Ins.)
UNSPOKEN
WE COME FROM NOWHERE
Welcome to the strange place called "right here and now"
It's magic, a mistery that no one knows why and how
The truth is plain and simple but can not be divulged
And every word that´s spoken here is no more than a lie
So try to hear and try to see the truth behind these lies
With the ears of your ears and the eyes of your eyes ...
IN ESİR LIKE AN EAGLE
Long is the night you sleep with dreams of desperation
Poor is the mind you have when used in calculation
And worse the life you’ll get when cheated by desires
It’s hard to leave your chains of shining gold and artful diamonds
I’ve seen this child inside you,
Hiding and fearing the cold
I feel your pain inside me
And bring you cure from the old
No mind no devotion In life no possession
Inside no religion Like a lion in the jungle
Now is the only time, here is the only place
Meant to be flying in esir like an eagle
Strong is the armour that you’ve built to save you from your past
And cool is the mask you wear that serves you to fulfil your lust
But know the games you play are made of lies and false illusions
You better leave them now ’cause all will turn to dust in your hands
I’ve seen this child inside you,
Hiding and fearing the cold
I feel your pain inside me
And bring you cure from the old
No mind no devotion In life no possession
Inside no religion Like a lion in the jungle
Now is the only time, here is the only place
Meant to be flying in esir like an eagle
UNSPOKEN
There’s nothing to do
There’s only to be
There’s nothing to show
There’s only to see
Now here, nowhere
The truth is unspoken
You are alone
You’ve got something to prove
You are alone
You’ve got something to lose
Now here, nowhere
The truth is unspoken
There’s nothing to do
There’s only to be
There’s nothing to lose
There’s only to feel
All one, alone
The truth is unspoken
LIONS IN A CAGE
Wish that I had been born long before
My brother’s got me up against the wall
Of my siblings I’m the lucky one
Left alive here where there is no sun
I was put here AT the age of four
Fifty odd years spent behind a door
One more day and I will be The king
People will believe it, They’ll believe in anything
See the lions in THE cage, See the victims of the rage
Lions, lions in a cage, fifty years behind a wall
Lions, lions in a cage, see those lions in The cage
Thirteen yards of dusty dungeon floor
Is the longest path I’ve walked before
They took me out into the glaring sun
And still they tell me I’m the lucky one
Single out the weak link in the chain
A generation damaged in the brain
I’ll lift my head up high and see the sun
And then when it’s my turn, I’ll make sure that I spare no one
See the lions in The cage, See the victims of the rage
Lions, lions in a cage, fifty years behind a wall
Lions, lions in a cage, see those lions in The cage
Whose hands are these? They reach in and take my own life
with my hands... But I’ve killed my brothers, too. When I had to.
I have no doubt. I have no soul. Whose hands are these?
Who took away the light? Who has the right? Who gives a damn!
"Do what you will" shall be the whole of the law!
FOR THE ONE UNCHANGING
In the lights of Eden, it’s me you’re feeling
In the cold December, still it’s me you’ll face
In all the lies I’ve told you, it’s truth you shall find
In all the names I’ve given you, it’s me you’ll understand
Now the waiting is over and it’s vain to deny
Be relieved from desires, be awake, Open your eyes
Time is flowing and the world is turning
Words now spoken for the one unchanging
In all the pain I’ve shown you, there’s hope you shall see
With all the fear I’ve given you, it’s love you’ll understand
Now the waiting is over and it’s vain to deny
Be relieved from desires, wake up! Open your sleepless eyes
Dark thoughts in your mind will bring you tears
Like the dark clouds in the sky bringing rain
Anger in your heart will make your fears grow
Like the thunder in the sky screams In pain
en süper msn nickleri
BİR
Ateş toprak hava olmuş
Yağmur olmuş hayat vermiş sana
Kalbin olmuş ruhun olmuş
Aklın olmuş yol göstermiş sana
Bir ömürlük maceranda
Hikayeni anlat bana
Ne anlam verdin sen buna
Ruhunda neler var senin
Korkma ondan bundan
Ne ölümden ne hayattan
Bu dünyada gördüklerinin
Hepsi bir hepsi haktan
Atalarına malum olmuş
Kitap yazmış anlatmışlar sana
İmam rahip rehber olmuş
Yalan yanlış aktarmışlar sana
Günümüzün dünyasında
Hepsi aynı hepsi ala
İsa Musa Muhammed Buda
Neyin varsa bilmiş senin
İnsanoğlu kendini arar
Dünya döner milim milim
Eğer göçüp gidersen bugün
Yarım kalan işin var senin
Korkma ondan bundan
Ne ölümden ne hayattan
Bu dünyada gördüklerinin
Hepsi bir hepsi haktan
ŞEYTAN BUNUN NERESİNDE?
Aşık Derdli
Telli sazdır bunun adı
Ne ayet dinler, ne kadı
Bunu çalan anlar kendi
Şeytan bunun neresinde
Abdest alsan aldın demez
Namaz kılsan kıldın demez
Müftü gibi haram yemez
Şeytan bunun neresinde
İstanbuldan çıkar teli
Ardıç ağacından kolu
Be Allah'ın sersem kulu
Şeytan bunun neresinde
Boynuzu yok, kuyruksuzdur
Ayağı da çarıksızdır
Derdli gibi sarıksızdır
Şeytan bunun neresinde
BU ALEMİ GÖREN SENSİN
Söz: Aşık Veysel
Vokal: Hakan Utanhaç
Bu alemi gören sensin
Yok gözünde perde senin
Haksıza yol veren sensin
Yok mu suçun bunda senin
Bu alemi gören sensin
Kainatı sen yarattın
Herşeyi yoktan var ettin
Beni çıplak dışar' attın
Cömertliğin nerde senin
Bu alemi gören sensin
Adem'i sürdün, bakmadın
Cennette de bırakmadın
Şeytanı niçin yakmadın
Cehennemin var da senin
Bu alemi gören sensin
Veysel neden aklın ermez
Uzun kısa dilin durmaz
Eller tutmaz gözler görmez
Bu acayip sır da senin
Bu alemi gören sensin
Ateş toprak hava olmuş
Yağmur olmuş hayat vermiş sana
Kalbin olmuş ruhun olmuş
Aklın olmuş yol göstermiş sana
Bir ömürlük maceranda
Hikayeni anlat bana
Ne anlam verdin sen buna
Ruhunda neler var senin
Korkma ondan bundan
Ne ölümden ne hayattan
Bu dünyada gördüklerinin
Hepsi bir hepsi haktan
Atalarına malum olmuş
Kitap yazmış anlatmışlar sana
İmam rahip rehber olmuş
Yalan yanlış aktarmışlar sana
Günümüzün dünyasında
Hepsi aynı hepsi ala
İsa Musa Muhammed Buda
Neyin varsa bilmiş senin
İnsanoğlu kendini arar
Dünya döner milim milim
Eğer göçüp gidersen bugün
Yarım kalan işin var senin
Korkma ondan bundan
Ne ölümden ne hayattan
Bu dünyada gördüklerinin
Hepsi bir hepsi haktan
ŞEYTAN BUNUN NERESİNDE?
Aşık Derdli
Telli sazdır bunun adı
Ne ayet dinler, ne kadı
Bunu çalan anlar kendi
Şeytan bunun neresinde
Abdest alsan aldın demez
Namaz kılsan kıldın demez
Müftü gibi haram yemez
Şeytan bunun neresinde
İstanbuldan çıkar teli
Ardıç ağacından kolu
Be Allah'ın sersem kulu
Şeytan bunun neresinde
Boynuzu yok, kuyruksuzdur
Ayağı da çarıksızdır
Derdli gibi sarıksızdır
Şeytan bunun neresinde
BU ALEMİ GÖREN SENSİN
Söz: Aşık Veysel
Vokal: Hakan Utanhaç
Bu alemi gören sensin
Yok gözünde perde senin
Haksıza yol veren sensin
Yok mu suçun bunda senin
Bu alemi gören sensin
Kainatı sen yarattın
Herşeyi yoktan var ettin
Beni çıplak dışar' attın
Cömertliğin nerde senin
Bu alemi gören sensin
Adem'i sürdün, bakmadın
Cennette de bırakmadın
Şeytanı niçin yakmadın
Cehennemin var da senin
Bu alemi gören sensin
Veysel neden aklın ermez
Uzun kısa dilin durmaz
Eller tutmaz gözler görmez
Bu acayip sır da senin
Bu alemi gören sensin
süper nickler
Çırılçıplak
Çok uzun zaman oldU ama sen hala
Bilmezsin ki ilki sendin hayatımda
Bir avuç toprak, sana doğru son adım için
Çırılçıplak
Ellerim umut ararken sıcak bedeninde
Aşkı bulmak
Perdeden ay vurmuş nemli teninde
İlk günkü gibi kaybedip kendimi sonsuzluğunda
Yokolmak
Yeni hikaye gerekir sıra başkasında
Övünüp büyürüm sanırdım saydığımda
Bir nefes hava, geç kalmış bu itiraf için..
Dağlar dayanmaz
Geriye bakmadan, acıya aldırmadan
yoluna devam et şimdi.
Kötüyü görmeden, yalanı bilmeden
yoluna devam et şimdi.
Hayat başlar gün doğarken. Karanlıktan kurtul gel.
Dağlar dayanmaz sana eğer ki aşmak istersen.
Yollar direnmez sana eğer umutla yürürsen
Dedim ama
Bildim bileli hep aynı
Hep aynı hikaye
Aklımda ayrılık sözleri
Karşımda bir aşığın gözleri
Dudağına yönlenmiş ilk göz yaşında
Bırakın ezberimdeki sözleri
Kendi adımı bile unutuyorum
Şansımı zorladım
Gözlerine baktım
Sonunu düşünmeden
Konuştum durmadan konuştum
Aşk bitiyor canım
Bende baştan bitmez sandım
Bu mevzudan yana
Dertliyim aslında
DediM ama
Geceleri seviştik
Gündüzleri savaş
Ayıkken ateşkes
Erkekliğe yakışmaz
Gün batımından şafağa kadar
Dedim Ama
Bir rüya gerçeğe akar
Dün gece varoluşun anlamı olan kadını
Bırakmak için binbir sebep çıkar
Şansımı zorladım
Gözlerine baktım
Sonunu düşünmeden
Konuştum durmadan konuştum
Aşk bitiyor canım
Bende baştan bitmez sandım
Bu mevzudan yana
Dertliyim aslında
Hazırdım herşeye
Gözyaşına bile
Şaşırdım kendime
Konuştum durmadan konuştum
Aşk bitiyor canım
Bende baştan bitmez sandım
Bu mevzudan yana
Bunaldım sıkıldım yoruldum daraldım
Dertliyim aslında
Ama herkese olur bu
Doya doya
Biraz üzgün biraz dargın
Öyle sessiz kaldım ardından
Unut aldırma
Benim olsun geçmişe bakma
Ben yaşarım sen canını sıkma
Unut aldırma
Al yanına hepsi benden
Üş beş nota bir sebebten
Bir cümle söz şu yürekten
Yandığım günden
Doya doya yaşa, yaşarsın bir defa
Dokunmasın değmesin hayat sana
Doya doya yaşa, yaşarsın bir defa
Hadi değsin ayrıldığımıza
Dünya benim
Aradım heryerde
Bitmez gecelerde
Başıboş hayatım nerde
Akşama uyandım
Eküri arandım
Rockn'roll hangi barda
Gecenin çocuğuyum
En dibe vurdum
Kimbilir yarınım var mı yok mu
Artık farketmez zaten
Bu gece dünya benim
Dövmesi belinde
İçkisi elinde
İlk sözü evin nerde
Sıkıldım şehirden
Aynı repliklerden
Şu aşk dedikleri nerde
Gecenin çocuğuyum
En dibe vurdum
Kimbilir yarınım var mı yok mu
Akışa kapıldım
Boşlukta yürüdüm
Herşeyimi kaybettim derken gerçeği buldum
Bakmadan gördüm
Duymadan bildim
Çalışıp uğraşmak gereksiz anladım dünya benim
Dünyanın yolları
Hergün yeni bir kabus,
ben aynı ben sessizce bu yollardan geçerken.
Kalbim ağır bir yük,
kuru dudaklarım cevapsız soruları sorarken.
İçimden seslenen bir başka ben meydan okuyor,
kalk git diyor, Gücün varsa kendin ol
Tek bildiğim bu yolda yine yanlızım sonunda.
Yüzler aynı, isimler başka, dünyanın yollarında.
Yanlışlarım masum ellerimde kir.
Göz yummaktan yorgun gözlerim.
Sessizce bu yollardan geçerken
yanlızca tanrıdan yardım dilerim.
Sebepsiz, anlamsız amaçlar uğrunda teslim olmadan,
yaralanmadan Gücün varsa kendin ol.
Gitti gider
Zamanla tanırsın insanları
Yiter hayallerin birer birer
Gerçeği görüp nefreti tadarsın zamanla
Günler geçer saymazsın
Sonu yokmuş gibi yaşarsın
Geceler mezar olur dalarsın uykuya
Nefes al nefes ver
Nefes al nefes ver
Nefes al nefes ver
Gün olur herşey biter
Bu adam gitti gider
Yorgun argın
Usulca burdan göçer
Kırgın üzgün
Çocukken kurduğun hayaller
Tükenir gider birer birer
Ne bir umut kalır ne de keyif zamanla
Eskiyen bir saat gibi
Aynı yönde dönüp duran
24 saatte bir vuran aynı noktaya
Nefes al nefes ver
Nefes al nefes ver
Nefes al nefes ver
Gün olur herşey biter
Bu adam gitti gider
Yorgun argın
Usulca burdan göçer
Kırgın üzgün
Zaferlerim
Yüzün göğsüme yaslanmış
Yeni daldın uykuya
Şafak süzülürken odana
Güneş düşmüş saçlarına
İlk defa bu sabah
Paramparça hayatım bütün
Sadece bir gece seninle eksik sizim
Yokolup gitsem de
Sonunu görsem de
Ölümü tatsam da
Yenilmem yine de
Yitip gitsem de
Sonunu bilsem de
Ölümü tatsamda
Yenilmem yine de
Senin için bütün zaferlerim
Kalktım sessizce yanından
Yeni güne karıştım
Nefesin havada altın tozu
Yabancıyım bu duyguya
İlk defa bu sabah
Huzurlu, sakin kayıp ruhum
Dün gece hayata seninle yeniden doğdum
Yokolup gitsem de
Sonunu görsem de
Ölümü tatsam da
Yenilmem yine de
Yitip gitsem de
Sonunu bilsem de
Ölümü tatsamda
Yenilmem yine de
Senin için bütün zaferlerim
Rüya
Sıradan bir gün yine
Geldi geçti
Günlük mecburiyetler
Geç bitti
Uykum var karnım aç
Canım sıkkın
Evdeyim ben sevgilim
Yine bir arkadaşımda
Bakın işte aşkı da buldum
Babamdan zengin oldum
Tüm dünyanın istediği adam oldum
Gerçek bir rüya
Gördüm ki sonunda
Yabancı kaldım benim değil
Bir başkasının bu dünya
Gerçek bir rüya
Anladım sonunda
Yabancı kaldım benim değil
Bir başkasının bu dünya
Çok dostum var benim
İsim vermeyeyim
Görüşürüp kırk yılda bir
Çok özledim derim
Yerimde olmak için
Neler vermezdin
Göründüğü gibi değil
Bence beğenmezdin
Resim
Rengi solmuş bir fotoğraf, hiç habersiz çekilmiş
Belli ki çok eğlenmişiz nananana
Donuk bir an o geceden, o konuşan resimlerden
Tanıdık sesler ve bir şarkı nananana
Gün ettik derken günleri bir baktım geçmiş yıllar
Terkettiğim şehirler, dostlar, sevgililer
Kaybettim birer birer
Yine aynı şarkı çalıyor nananana
Başka dostlar etrafımda
Bir resimdi bu geceden
Bir evde toplanmışız, herkes güzel giyinmiş
Belli ki çok önemsemişiz, nananana
Donuk gözler fotoğraftan, o konuşan resimlerden
Tanıdık sesler ve bir şarkı nananana
Kahpe
İçimde bir boşluk var neyle doldursam
Parayla mı aşkla mı hayaller kursam
Alem oyuncu olmuş
Sokaklar sahne
Sevdiğim bir kız vardı
Olmuş bir kahpe
Sevdiğim bir kız vardı
Olmuş bir kahpe
Yürüsün üstüme gelen gelsin
Bırakıp ortada giden gitsin
Olan olmuş diyen sussun
Vurdum ben bu dünyanın dibine
Kafamda bir hoşluk var nasıl anlatsam
Kadehimi sigaramı neyle doldursam
Parasızlık pulsuzluk
Hepsi bahane
Bir yudum bir nefes
Her şey şahane
Bir yudum bir nefes
Hayat şahane
Yürüsün üstüme gelen gelsin
Bırakıp ortada giden gitsin
Olan olmuş diyen sussun
Vurdum ben bu dünyanın dibine
GÖÇMEN
Yerim yurdum dar geldi,
Elimde olan az geldi,
Çok bilmek dünya derdi,
Derdim beni vurdu yola.
Aşk istedim yaş verdi,
Çok istedim az geldi,
Alem bana ters geldi,
Halim beni vurdu yola.
Göçmen oldum yürür oldum.
Kendi kendimi arar oldum.
Göçmen oldum sensiz oldum.
Neler umdum neler buldum
GÜMÜŞ
Uykum yok, kafam güzel, sabah erken.
Damlalar denize çiselerken.
Yalnızım birkaç saat daha.
Bu sahilde bıraktım seni dün gece,
Öptüm son kez sessizce yüzümde o sahte gülümsemeyle
Gümüş renkli güne başlarken,
Yağmur altında ağlarken
(Yağmura karşı ağlarken), kokun var üstümde,
Şafakta bu sahilde.
Bir hata sandım seni dün gece,
Kaldık son kez göz göze
Yüzümde o sahte gülümsemeyle...
RÜZGAR
Gözlerim kapalı bu aydınlık niye
Kalbim dönüyor dünya gibi yine.
Bildiğim bilmediğimin içinde.
Anlamlı ama tarifsiz neden.
Neden benden ağır bu beden.
Anladım ast olan inanmak için görmek değil.
Görmek için inanmakmış.
Okyanustaki rüzgar yüzümde yüzün.
Bir aşığın nefesiyim bugün
Kalbine uzanan bu yolda.
Bensin artık sen.
Vazgeçtim kendimden.
Tenimde gemiler.
İçimde balıklar.
Yosunlu kıyımda şarap içen insanlar
Ya bu mutlu yarın mutsuz
Kayıp yüzünden düşen maskesi.
Katılır bana su gibi akmaya
Okyanustaki rüzgar yüzümde yüzün.
Bir aşığın nefesiyim bugün
Kalbine uzanan bu yolda.
Bensin artık sen.
Vazgeçtim kendimden.
Çok uzun zaman oldU ama sen hala
Bilmezsin ki ilki sendin hayatımda
Bir avuç toprak, sana doğru son adım için
Çırılçıplak
Ellerim umut ararken sıcak bedeninde
Aşkı bulmak
Perdeden ay vurmuş nemli teninde
İlk günkü gibi kaybedip kendimi sonsuzluğunda
Yokolmak
Yeni hikaye gerekir sıra başkasında
Övünüp büyürüm sanırdım saydığımda
Bir nefes hava, geç kalmış bu itiraf için..
Dağlar dayanmaz
Geriye bakmadan, acıya aldırmadan
yoluna devam et şimdi.
Kötüyü görmeden, yalanı bilmeden
yoluna devam et şimdi.
Hayat başlar gün doğarken. Karanlıktan kurtul gel.
Dağlar dayanmaz sana eğer ki aşmak istersen.
Yollar direnmez sana eğer umutla yürürsen
Dedim ama
Bildim bileli hep aynı
Hep aynı hikaye
Aklımda ayrılık sözleri
Karşımda bir aşığın gözleri
Dudağına yönlenmiş ilk göz yaşında
Bırakın ezberimdeki sözleri
Kendi adımı bile unutuyorum
Şansımı zorladım
Gözlerine baktım
Sonunu düşünmeden
Konuştum durmadan konuştum
Aşk bitiyor canım
Bende baştan bitmez sandım
Bu mevzudan yana
Dertliyim aslında
DediM ama
Geceleri seviştik
Gündüzleri savaş
Ayıkken ateşkes
Erkekliğe yakışmaz
Gün batımından şafağa kadar
Dedim Ama
Bir rüya gerçeğe akar
Dün gece varoluşun anlamı olan kadını
Bırakmak için binbir sebep çıkar
Şansımı zorladım
Gözlerine baktım
Sonunu düşünmeden
Konuştum durmadan konuştum
Aşk bitiyor canım
Bende baştan bitmez sandım
Bu mevzudan yana
Dertliyim aslında
Hazırdım herşeye
Gözyaşına bile
Şaşırdım kendime
Konuştum durmadan konuştum
Aşk bitiyor canım
Bende baştan bitmez sandım
Bu mevzudan yana
Bunaldım sıkıldım yoruldum daraldım
Dertliyim aslında
Ama herkese olur bu
Doya doya
Biraz üzgün biraz dargın
Öyle sessiz kaldım ardından
Unut aldırma
Benim olsun geçmişe bakma
Ben yaşarım sen canını sıkma
Unut aldırma
Al yanına hepsi benden
Üş beş nota bir sebebten
Bir cümle söz şu yürekten
Yandığım günden
Doya doya yaşa, yaşarsın bir defa
Dokunmasın değmesin hayat sana
Doya doya yaşa, yaşarsın bir defa
Hadi değsin ayrıldığımıza
Dünya benim
Aradım heryerde
Bitmez gecelerde
Başıboş hayatım nerde
Akşama uyandım
Eküri arandım
Rockn'roll hangi barda
Gecenin çocuğuyum
En dibe vurdum
Kimbilir yarınım var mı yok mu
Artık farketmez zaten
Bu gece dünya benim
Dövmesi belinde
İçkisi elinde
İlk sözü evin nerde
Sıkıldım şehirden
Aynı repliklerden
Şu aşk dedikleri nerde
Gecenin çocuğuyum
En dibe vurdum
Kimbilir yarınım var mı yok mu
Akışa kapıldım
Boşlukta yürüdüm
Herşeyimi kaybettim derken gerçeği buldum
Bakmadan gördüm
Duymadan bildim
Çalışıp uğraşmak gereksiz anladım dünya benim
Dünyanın yolları
Hergün yeni bir kabus,
ben aynı ben sessizce bu yollardan geçerken.
Kalbim ağır bir yük,
kuru dudaklarım cevapsız soruları sorarken.
İçimden seslenen bir başka ben meydan okuyor,
kalk git diyor, Gücün varsa kendin ol
Tek bildiğim bu yolda yine yanlızım sonunda.
Yüzler aynı, isimler başka, dünyanın yollarında.
Yanlışlarım masum ellerimde kir.
Göz yummaktan yorgun gözlerim.
Sessizce bu yollardan geçerken
yanlızca tanrıdan yardım dilerim.
Sebepsiz, anlamsız amaçlar uğrunda teslim olmadan,
yaralanmadan Gücün varsa kendin ol.
Gitti gider
Zamanla tanırsın insanları
Yiter hayallerin birer birer
Gerçeği görüp nefreti tadarsın zamanla
Günler geçer saymazsın
Sonu yokmuş gibi yaşarsın
Geceler mezar olur dalarsın uykuya
Nefes al nefes ver
Nefes al nefes ver
Nefes al nefes ver
Gün olur herşey biter
Bu adam gitti gider
Yorgun argın
Usulca burdan göçer
Kırgın üzgün
Çocukken kurduğun hayaller
Tükenir gider birer birer
Ne bir umut kalır ne de keyif zamanla
Eskiyen bir saat gibi
Aynı yönde dönüp duran
24 saatte bir vuran aynı noktaya
Nefes al nefes ver
Nefes al nefes ver
Nefes al nefes ver
Gün olur herşey biter
Bu adam gitti gider
Yorgun argın
Usulca burdan göçer
Kırgın üzgün
Zaferlerim
Yüzün göğsüme yaslanmış
Yeni daldın uykuya
Şafak süzülürken odana
Güneş düşmüş saçlarına
İlk defa bu sabah
Paramparça hayatım bütün
Sadece bir gece seninle eksik sizim
Yokolup gitsem de
Sonunu görsem de
Ölümü tatsam da
Yenilmem yine de
Yitip gitsem de
Sonunu bilsem de
Ölümü tatsamda
Yenilmem yine de
Senin için bütün zaferlerim
Kalktım sessizce yanından
Yeni güne karıştım
Nefesin havada altın tozu
Yabancıyım bu duyguya
İlk defa bu sabah
Huzurlu, sakin kayıp ruhum
Dün gece hayata seninle yeniden doğdum
Yokolup gitsem de
Sonunu görsem de
Ölümü tatsam da
Yenilmem yine de
Yitip gitsem de
Sonunu bilsem de
Ölümü tatsamda
Yenilmem yine de
Senin için bütün zaferlerim
Rüya
Sıradan bir gün yine
Geldi geçti
Günlük mecburiyetler
Geç bitti
Uykum var karnım aç
Canım sıkkın
Evdeyim ben sevgilim
Yine bir arkadaşımda
Bakın işte aşkı da buldum
Babamdan zengin oldum
Tüm dünyanın istediği adam oldum
Gerçek bir rüya
Gördüm ki sonunda
Yabancı kaldım benim değil
Bir başkasının bu dünya
Gerçek bir rüya
Anladım sonunda
Yabancı kaldım benim değil
Bir başkasının bu dünya
Çok dostum var benim
İsim vermeyeyim
Görüşürüp kırk yılda bir
Çok özledim derim
Yerimde olmak için
Neler vermezdin
Göründüğü gibi değil
Bence beğenmezdin
Resim
Rengi solmuş bir fotoğraf, hiç habersiz çekilmiş
Belli ki çok eğlenmişiz nananana
Donuk bir an o geceden, o konuşan resimlerden
Tanıdık sesler ve bir şarkı nananana
Gün ettik derken günleri bir baktım geçmiş yıllar
Terkettiğim şehirler, dostlar, sevgililer
Kaybettim birer birer
Yine aynı şarkı çalıyor nananana
Başka dostlar etrafımda
Bir resimdi bu geceden
Bir evde toplanmışız, herkes güzel giyinmiş
Belli ki çok önemsemişiz, nananana
Donuk gözler fotoğraftan, o konuşan resimlerden
Tanıdık sesler ve bir şarkı nananana
Kahpe
İçimde bir boşluk var neyle doldursam
Parayla mı aşkla mı hayaller kursam
Alem oyuncu olmuş
Sokaklar sahne
Sevdiğim bir kız vardı
Olmuş bir kahpe
Sevdiğim bir kız vardı
Olmuş bir kahpe
Yürüsün üstüme gelen gelsin
Bırakıp ortada giden gitsin
Olan olmuş diyen sussun
Vurdum ben bu dünyanın dibine
Kafamda bir hoşluk var nasıl anlatsam
Kadehimi sigaramı neyle doldursam
Parasızlık pulsuzluk
Hepsi bahane
Bir yudum bir nefes
Her şey şahane
Bir yudum bir nefes
Hayat şahane
Yürüsün üstüme gelen gelsin
Bırakıp ortada giden gitsin
Olan olmuş diyen sussun
Vurdum ben bu dünyanın dibine
GÖÇMEN
Yerim yurdum dar geldi,
Elimde olan az geldi,
Çok bilmek dünya derdi,
Derdim beni vurdu yola.
Aşk istedim yaş verdi,
Çok istedim az geldi,
Alem bana ters geldi,
Halim beni vurdu yola.
Göçmen oldum yürür oldum.
Kendi kendimi arar oldum.
Göçmen oldum sensiz oldum.
Neler umdum neler buldum
GÜMÜŞ
Uykum yok, kafam güzel, sabah erken.
Damlalar denize çiselerken.
Yalnızım birkaç saat daha.
Bu sahilde bıraktım seni dün gece,
Öptüm son kez sessizce yüzümde o sahte gülümsemeyle
Gümüş renkli güne başlarken,
Yağmur altında ağlarken
(Yağmura karşı ağlarken), kokun var üstümde,
Şafakta bu sahilde.
Bir hata sandım seni dün gece,
Kaldık son kez göz göze
Yüzümde o sahte gülümsemeyle...
RÜZGAR
Gözlerim kapalı bu aydınlık niye
Kalbim dönüyor dünya gibi yine.
Bildiğim bilmediğimin içinde.
Anlamlı ama tarifsiz neden.
Neden benden ağır bu beden.
Anladım ast olan inanmak için görmek değil.
Görmek için inanmakmış.
Okyanustaki rüzgar yüzümde yüzün.
Bir aşığın nefesiyim bugün
Kalbine uzanan bu yolda.
Bensin artık sen.
Vazgeçtim kendimden.
Tenimde gemiler.
İçimde balıklar.
Yosunlu kıyımda şarap içen insanlar
Ya bu mutlu yarın mutsuz
Kayıp yüzünden düşen maskesi.
Katılır bana su gibi akmaya
Okyanustaki rüzgar yüzümde yüzün.
Bir aşığın nefesiyim bugün
Kalbine uzanan bu yolda.
Bensin artık sen.
Vazgeçtim kendimden.
Süper Msn Nickleri
Aşk var ya
Seni ilk günü gördüğüm varya
İçimi içimden duyan varya
Gel gibi kal gibi gün gibi bugün gibi
Gözümü gözümden bilen varya
Elimi elimden tutan varya
Gel gibi kal gibi gün gibi bugün gibi
Geçen yılların ardından değişen bir şey olmadan
İçimizdeki aşk solmadan neden bu korku neden bu gözyaşı
Daha bizbize doymadan yelkovan zamanı durdurmadan
Aşk dediğin büyük yalan
Yalan var ya
Seni ilk günü gördüğüm varya
İçimi içimden duyan varya
Gel gibi kal gibi gün gibi bugün gibi
Geçen yılların ardından değişen bir şey olmadan
İçimizdeki aşk solmadan neden bu korku neden bu gözyaşı
Daha bizbize doymadan yelkovan zamanı durdurmadan
Aşk dediğin büyük yalan
Yalan var ya
Ayıp
Detaya girmeye gerek yok
Hikaye çok basit
Hepimizin başına gelmiştir bir defa
Sebep aramaya gerek yok
Sonuç ortada
Gecenin akışında hesapsız bir sapma
İlk görüşte aşk uzun bir bekleme
Kimya ten uyumu(m) ışığında yemekle
Mehtap şarap şiir şarkı
Yanağımdan öptü gitti bay baay
Ayıp ayıp çok ayıp
Beni hiçe sayıp erken kaçmak
Kayıp büyük kayıp
Arkadaşmışız gibi yapıp
Ayıp ayıp çok ayıp
Destan yazmaya gerek yok
Olay çok basit
Ben fazla büyütmüşüm aklımda
Ne var ne yoksa gösterip
Birşey vermedin
Okumuş olmalısın yazanı alnımda
Belki
Gizlice buluştuk seninle, bilmedi kimse.
Gizlice ayrıldık seninle, duymadı kimse.
Bilinmez nerde nasıl, başka yerlerde
Buluruz birbirimizi aynı zamanlarda...
Belki bir başka yüzde, belki bir başka seste
Seni yaşarım belki bir başka tende.
Belki bir eski şarkı, belki de hoş bir koku esintide
Hatırlarım seni bir başka yerde.
Cevapsız
Bu hale beni kimler getirdi
Yağmur olsam derdim akıp gider mi
Ellerinde zehir olsam
Eski dostlar yudum yudum içer mi
Gün gelip te adam olsam
Terkettiğim yine bana döner mi
Ne zamandır yerim yurdum yok diye
İçip içip sarhoş oldum gizlice
Bu şehirde kayıp olsam
Eski dostlar beni bulur gelir mi
Gün gelip te adam olsam
Terkettiğim yine beni sever mi
Sora sora yol bulmaktan yoruldum
Ne kadınlar sevdiğim sonra birer birer birer unuttum
Seni ilk günü gördüğüm varya
İçimi içimden duyan varya
Gel gibi kal gibi gün gibi bugün gibi
Gözümü gözümden bilen varya
Elimi elimden tutan varya
Gel gibi kal gibi gün gibi bugün gibi
Geçen yılların ardından değişen bir şey olmadan
İçimizdeki aşk solmadan neden bu korku neden bu gözyaşı
Daha bizbize doymadan yelkovan zamanı durdurmadan
Aşk dediğin büyük yalan
Yalan var ya
Seni ilk günü gördüğüm varya
İçimi içimden duyan varya
Gel gibi kal gibi gün gibi bugün gibi
Geçen yılların ardından değişen bir şey olmadan
İçimizdeki aşk solmadan neden bu korku neden bu gözyaşı
Daha bizbize doymadan yelkovan zamanı durdurmadan
Aşk dediğin büyük yalan
Yalan var ya
Ayıp
Detaya girmeye gerek yok
Hikaye çok basit
Hepimizin başına gelmiştir bir defa
Sebep aramaya gerek yok
Sonuç ortada
Gecenin akışında hesapsız bir sapma
İlk görüşte aşk uzun bir bekleme
Kimya ten uyumu(m) ışığında yemekle
Mehtap şarap şiir şarkı
Yanağımdan öptü gitti bay baay
Ayıp ayıp çok ayıp
Beni hiçe sayıp erken kaçmak
Kayıp büyük kayıp
Arkadaşmışız gibi yapıp
Ayıp ayıp çok ayıp
Destan yazmaya gerek yok
Olay çok basit
Ben fazla büyütmüşüm aklımda
Ne var ne yoksa gösterip
Birşey vermedin
Okumuş olmalısın yazanı alnımda
Belki
Gizlice buluştuk seninle, bilmedi kimse.
Gizlice ayrıldık seninle, duymadı kimse.
Bilinmez nerde nasıl, başka yerlerde
Buluruz birbirimizi aynı zamanlarda...
Belki bir başka yüzde, belki bir başka seste
Seni yaşarım belki bir başka tende.
Belki bir eski şarkı, belki de hoş bir koku esintide
Hatırlarım seni bir başka yerde.
Cevapsız
Bu hale beni kimler getirdi
Yağmur olsam derdim akıp gider mi
Ellerinde zehir olsam
Eski dostlar yudum yudum içer mi
Gün gelip te adam olsam
Terkettiğim yine bana döner mi
Ne zamandır yerim yurdum yok diye
İçip içip sarhoş oldum gizlice
Bu şehirde kayıp olsam
Eski dostlar beni bulur gelir mi
Gün gelip te adam olsam
Terkettiğim yine beni sever mi
Sora sora yol bulmaktan yoruldum
Ne kadınlar sevdiğim sonra birer birer birer unuttum
3 Kasım 2007 Cumartesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)